Page 482 - Risale-i Nur - Tarihçe-i Hayat
P. 482

484                                                                                      BEDİÜZZAMAN   SAİD   NURSİ


          azdır. Ve bu yapmak istediğimiz Şükürler dahi, Hâlik'ımızın fazlı ile Kal-
          bimize gelen bir İhsan olduğunu tahattur eden biz Talebelerinizin Kalble-
          rini  sürur  ve  sevinç  dolduruyor.  Mâsum  Nurs'ların  Üstadımızın  küçük-
          lüğünde geçirdikleri hayatın müteşekkirane bir tarzı, hâl ve etvarımızda
          okunuyor. Hudutsuz Şükürler, nihayetsiz Senalar olsun O Zât-ı Zülcelâl'e
          ki;  bizleri  cehl-i  mutlak  derelerinden,  isyan  ve  küfran  bataklıklarından
          Lütuf ve Keremiyle çıkarıp, gözleri kamaştıran en parlak bir Nura Talebe
          etmiştir.

              Eğer  Sevgili  Üstadımız  "İktiran"  tâbir  edilen  iki  Ni'metin  beraber
          geldiğini  daha  evvelden  bize  izah  etmeseydi,  çok  minnettarlıklarımızı
          Kalblerimize tercüman olan kalemlerimizden okuyacaklardı.

              Evet  Sevgili  Üstadımız;  biz  kendimize  bakıyoruz,  Risale-i  Nur'a
          muhatab  olamıyoruz.  Buna  rağmen,  ihtiyaç  şiddetlendikçe,  Hâlik-ı
          Rahîm'in  merhametli  Tecellilerini  müşahede  ediyoruz.  Kalb-i  Üstad;
          parlak bir Âyine, bir Mazhar, bir Ma'kes; Lisan-ı Üstad; âlî bir Mübelliğ,
          bir Muallim, bir Mürşid; Hâl-i Üstad; tecessüm etmiş en güzel bir Örnek,
          bir  Nümune,  bir  Misâl  oluyor.  Tevâif-i  beşerin  ihtiyaçları  yazılıyor,
          gösteriliyor.  İşte  yedi  senedenberi  ateş  püsküren  zâlim  beşerin  hâli,
          bugün  daha  çok  ızdırablı  bir  hale  girmiş  bulunuyor.  Her  bir  Zîidrâk,
          acaba  yarın  ne  olacak  düşüncesiyle  kulaklarını  radyoların  ağızlarına
          koymuşlar, mütehayyir duruyorlar. Şarkta Japon'ların mağlûb olmasiyle,
          dünyanın  salâh-ı  selâmete  ve  emn  ü  emâna  kavuşması  beklenirken;
          deccalâne bir hareket Şimalde kendini gösterdiği görülüyor. Şu vaziyet;
          herkesi  heyecana,  endişeye  sevkediyor.  İstikbâlin  zulmetlerine  gittiği

                                                       م

                                                      د

          zanniyle, merakla radyoları tâkibe koşturuyor.   ح  ِ ِ ٰ          للّ      ا   ْل   Risale-i Nur, âlî
                                                        َ ْ ُ
          Beyanatı  ile  Ruhlarımızı  teskin  ediyor.  Hakikî  Dersleriyle  Kalblerimizi
          tatmin ediyor. İşte, bu günde meydana çıkan bu dehşetli cereyanı, ancak
          ve  ancak  Hıristiyanlık  Âleminin  Müslümanlık'la  İttihadı;  yâni  İncil,
          Kur'an  ile  İttihad  ederek  ve  Kur'ana  tâbi  olması  neticesi  elde  edilecek
          Semavî bir kuvvetle mağlûb edileceği iş'ar buyuruluyor ki, Hazret-i İsa
          Aleyhisselâm'ın da vüruduna intizar etmek zamanının geldiğini mâna-yı
          işârî ile ihtar ediyor. Mesmûata göre; bugünkü Amerika, aktâr-ı Âleme
          tedkikat  için  gönderdiği  dört  hey'etten  birisini,  bu  günkü  beşeriyetin
          Saadetini te'min edecek sâlim bir Din taharrisine me'mur etmiştir. Bu ise,
          Müceddidliğini mahkeme lisaniyle her tarafa ilân eden Risale-i Nur, bu
          muzdarib, perişan beşeriyetin
   477   478   479   480   481   482   483   484   485   486   487