Page 46 - ebaskı
P. 46
BİR ŞEHRİ TARİHİ İLE litea”, Roma ve Bizans kaynakların-
da “Melitene”, Arap kaynaklarında
“Malatiyye” olarak ifade edilen şehir,
Türkler tarafından “Malatya” olarak
ANLAMAK gelmektedir. Hitit hiyeroglif metin-
adlandırılmıştır. Şehrin adı Hititçe-
de “bal ve meyve bahçesi” anlamına
lerinde ise Malatya, dana başı veya
boğa ayağı ile gösterilmektedir.
Malatya’nın ön tarihi, Paleolitik
Dönem’de mağaralarda yaşamlarını
sürdüren insanların (İnderesi, Ansır
ve Levent Vadisi mağara yerleşim-
leri) M.Ö. 7. binden itibaren ovalara
inmesi ve Cafer Höyük yerleşme-
sinde ziraata başlamasıyla yeni bir
hüviyete bürünmüştür.
Tarıma dayalı olarak toprağı ekip
biçen topluluklar, bahsettiğimiz
yerleşmede yapılan arkeolojik kazı-
lardan elde edilen verilere göre ilk
kez köpeği de evcilleştirmeyi ba-
şarmışlardır. Yine bu yerleşmede
“Çanak Gömleksiz Neolitik” olarak
adlandırılan Cafer Höyük yerleşme-
sinde bu güne kadar örneğine az
rastlanılan ilk figürinler (heykelcik-
ler) de bulunmuştur.
Aslantepe
Levent İskenderoğlu, Sanat Tarihi Bilim Uzmanı Malatya’da bugün halâ kazıları
devam eden en önemli ören yeri
Aslantepe’dir. Burada ilk kazılar
ehirleri şehir yapan, anlatıla- latya’nın tarihi ve kültürel önemini 1930’larda Louis Delaporte başkan-
cak bir hikâyesinin olmasıdır artırmıştır. Bu özelliği Malatya’yı ta- lığındaki bir Fransız ekip tarafından
ve bir şehri anlamak, ancak rihin her döneminde önemli kılmış yapılmıştır. Kazı özellikle Geç Hitit
Sonu var eden, bugünkü şek- ve dikkatleri hep üzerine çekmiştir. tabakalarında yapılmıştır. Kazılarda,
lini almasını sağlayan tarih katman- Kültepe vesikalarında “Melitae’’, Hi- taş üzerine alçak kabartma ile de-
larını iyi anlamak ile mümkün olabi- tit vesikalarında “Maldia”, Asur ve- kore edilmiş avlu ve giriş kapısının
lir. Anadolu’nun bütün şehirlerinde sikalarında “Meliddu, Melide, Melid, iki yanında iki aslan heykeli, karşı-
olduğu gibi Malatya’nın da binlerce Milidia”, Urartu kaynaklarında “Me- sında devrilmiş bir kral heykeli ve bir
yıllık bir öyküsü vardır. Biz Fırat Neh-
ri ile suya, mümbit Malatya Ovası ile
toprağa olan saygımızı, bu coğrafya- Akcadağ Kazısı-Asar-i Atika
da ilk filizlenen buğday başaklarının
bereketini halâ yaşatabilen çok özel
bir şehrin insanlarıyız. Neolitik Dö-
nem’den günümüze kadar her çağda
yerleşim gören bu şehir doğal, tarihi
ve kültürel bereketi ile yıllar boyun-
ca tarih sayfalarında önemli bir yere
sahip olmuştur. Bugün Kayısının Baş-
kenti olarak bilinen Malatya, Yukarı
Fırat Havzası’nın en stratejik yerleşim
yerlerinden birisidir. Bu güzel Anado-
lu şehrinin bilinen tarihine Aslantepe
Höyüğü, Hititler ve Selçuklular üze-
rinden özlü bir okuma yapacağımız
bu yazıda, Anadolu’ya beslediğimiz
derin ve anlamlı aşkımızın, merke-
zinde insan olan bir anlam arayışının
sınırlarına dokunmak istiyoruz.
Üç kıta arasındaki ticaret ve kül-
tür alışverişlerinin yapıldığı yolların
kavşak noktasında bulunması, Ma-
44 SerMimar TEMMUZ 2019