Page 226 - Dinsizliğin İlkel Mantığı
P. 226
224 DİNSİZLİĞİN İLKEL MANTIĞI
ni bir üç boyuttur. Arka taraf daha bulanık, ön taraf ise kağıt-
tan dekor gibi durur. Hiçbir zaman gözün gördüğü kadar net
ve kaliteli bir görüntü oluşmaz. Kamerada da, televizyonda da
mutlaka görüntü kaybı meydana gelir.
İşte evrimciler, bu kaliteli ve net görüntüyü oluşturan me-
kanizmanın tesadüfen oluştuğunu iddia etmektedirler. Şimdi
biri size, odanızda duran televizyon tesadüfler sonucunda
oluştu, atomlar biraraya geldi ve bu görüntü oluşturan aleti
meydana getirdi dese ne düşünürsünüz? Binlerce kişinin bira-
raya gelip yapamadığını şuursuz atomlar nasıl yapsın?
Gözün gördüğünden daha ilkel olan bir görüntüyü oluştu-
ran alet tesadüfen oluşamıyorsa, gözün ve gözün gördüğü gö-
rüntünün de tesadüfen oluşamayacağı çok açıktır. Aynı durum
kulak için de geçerlidir. Dış kulak, çevredeki sesleri kulak kep-
çesi vasıtasıyla toplayıp orta kulağa iletir; orta kulak aldığı ses
titreşimlerini güçlendirerek iç kulağa aktarır; iç kulak da bu tit-
reşimleri elektrik sinyallerine dönüştürerek beyne gönderir.
Aynen görmede olduğu gibi duyma işlemi de beyindeki duyma
merkezinde gerçekleşir.
Gözdeki durum kulak için de geçerlidir, yani beyin, ışık gi-
bi sese de kapalıdır, ses geçirmez. Dolayısıyla dışarısı ne kadar
gürültülü de olsa beynin içi tamamen sessizdir. Buna rağmen
en net sesler beyinde algılanır. Ses geçirmeyen beyninizde bir
orkestranın senfonilerini dinlersiniz, kalabalık bir ortamın tüm
gürültüsünü duyarsınız. Ama o anda hassas bir cihazla beynini-
zin içindeki ses düzeyi ölçülse, burada keskin bir sessizliğin ha-
kim olduğu görülecektir.
Net bir görüntü elde edebilmek ümidiyle teknoloji nasıl
kullanılıyorsa, ses için de aynı çabalar onlarca yıldır sürdürül-
mektedir. Ses kayıt cihazları, müzik setleri, birçok elektronik