Page 694 - Risale-i Nur - Şualar
P. 694
696 ŞUÂLAR
mühim ve geniş bir mevki almış; hattâ ekser hücumunda mevti elinde
tutup ehl-i dalâletin başına vurur, Aklını başına getirmeye çalışır.
İ k i n c i s i : Ehl-i Tarikatın ve bilhassa Nakşilerin dört Esasından
biri ve en müessiri olan Rabıta-i Mevt, Eski Saidi Yeni Saide (R.A.)
çevirmiş ve daima Hareket-i Fikriyede Yeni Saide yoldaş olmuş. Başta
İhtiyarlar Risalesi olarak, Risalelerde O Rabıta-ı Keşfiyatı göstere
göstere tâ Ehl-i Îman hakkında mevtin nûranî ve hayatdar ve güzel
Hakikatını görüp gösterdi.
Ü ç ü n c ü s ü : Bu Âyet cifir ve ebced hesabiyle her tarafda Saide
hücum eden üç çeşit mevtin temas zamanını ve tarihini aynen gösterip
Tevâfuk eder. Demek Âyetteki تِي م Kelimesinin efradından medar-ı
َ ْ
nazar bir ferdi ve cifirce onun ismi تِيم adedine tam Tevâfukla hususî
ْ َ
işarete mazhar bir mâsadak "Said-ün-Nursî"dir.
[Sabrî'nin Sadakatinin bir Kerametidir:]
Ben Namazdan sonra bu tetimmeyi yazarken Sıddık Süleymanın halefi
Emin, Sabrî'nin تيم ناَك ن موَا Âyetine dair parçayı aldığını ve Rama-
ا
ْ َ َ
َ َ ْ
zanın Feyzinden onun izahı gibi Nurlar istediğini gördüm. Ne yazdığımı
Emin’e gösterdim; hayretle dedi: "Bu hem Sabri'nin, hem Risale-i
Nurun bir Kerâmetidir." Bu Âyetteki Esrârlı Müvâzene-i Kur'âniyeyi
۪
او
düşünürken, Sûre - i Hûd'daki قش ني ذَّلا امَاف Fıkrasına karşı
َّ َ
ُ َ َ
ِ
ِ
ةنج ْل ا ِ فٰف او دعس ني ۪ َّلا ذ ا مَا و deki muvâzene hatıra geldi ve bildirdi ki:
َ
َ َّ
ُ
َ
َّ َ
ُ
Nasılki bu ikinci Âyet ve birinci Fıkra Risale-i Nurun Mesleğine,
Şâkirdlerine tam tamına mânen ve cifirce bakıyor. Öyle de:
۪
ِ
۪
قي۪هش و ي فز ا َ َ ۪ م ف هي هَل را َّ نلا ِ فٰف ا وق ش ني ذَّلا امَاف Âyeti dahi, Risale-i
َّ َ
َ َ
َ
ُ
ٌ
ُ ْ
َ َ
ٌ
Nur'un