Page 282 - Risale-i Nur - Sözler
P. 282

284                                                                                                                                                        SÖZLER

          öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzu-
          larını tatmin ediyor. Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki, bütün
          bu memleketin halklarına, hayvanlarına, herbir taifesine has ve lâyık, belki
          herbir ferdine mahsus ismiyle ve resmiyle bir tabla-yı nimet veriliyor. İşte
          dünyada  bundan  muhal  bir  şey  var  mı  ki,  bu  gördüğümüz  işler  içinde
          tesadüfî işler bulunsun veya abes  ve  faidesiz olsun veya müteaddid eller
          karışsın veya Ustası herşeye muktedir olmasın veya herşey Ona musahhar
          olmasın! İşte ey arkadaş! Haddin varsa buna karşı bir bahane bul!

                                      YEDİNCİ BÜRHAN

             Ey  arkadaş  gel!  Şimdi  bu  cüz'iyatı  bırakıp,  saray  şeklindeki  bu  acib
          Âlemin eczalarının birbirine karşı olan vaziyetlerine dikkat edeceğiz. İşte
          bak:  Bu  Âlemde  o  derece  intizam  ile  küllî  işler  yapılıyor  ve  umumî
          inkılablar  oluyor  ki,  âdeta  bütün  bu  saraydaki  mevcud  taşlar,  topraklar,
          ağaçlar,  herbir  şey,  birer  fâil-i  muhtar  gibi  bütün  bu  Âlemin  Nizamat-ı
          Külliyesini gözetip, ona göre tevfik-ı hareket ediyor. Birbirinden en uzak
          şeyler,  birbirinin  imdadına  koşuyor.  İşte  bak:  Gaibden  acib  bir  kafile
          (Haşiye-10)  çıkıp  geliyor.  Merkebleri  ağaçlara,  nebatlara,  dağlara  ben-
          zerler.  Başlarında  birer  tabla-yı  erzak  taşıyorlar.  İşte  bak:  Bu  tarafta
          bekleyen  muhtelif  hayvanatın  erzaklarını  getiriyorlar.  Hem  de  bak:  Bu
          kubbede o azîm elektrik lâmbası (Haşiye-11) onlara ışık verdiği gibi, bütün
          taamlarını öyle güzel pişiriyor; yalnız, pişirilecek taamlar bir Dest-i Gaybî
          tarafından  birer  ipe  takılıp  (Haşiye-12)  ona  karşı  tutuluyor.  Bu  tarafa  da
          bak:  Bu  bîçare  zaîf,  nahif,  kuvvetsiz  hayvancıklar..  Nasıl  onların  başı
          önünde, latif gıda ile dolu iki tulumbacık (Haşiye-13) takılmış, iki çeşme
          gibi; yalnız o kuvvetsiz mahluk, onu ağzına yapıştırması kâfidir.

             Elhasıl: Bütün bu Âlemin bütün eşyası, birbirine bakar gibi, birbirine
          yardım eder. Birbirini görür gibi, birbirine el-ele verir. Birbirinin işini tek-
          mil için, birbirine omuz-omuza veriyor. Bel-bele verip beraber çalışıyorlar.
          Her şeyi buna kıyas et; ta'dad ile bitmez... İşte bütün bu haller, iki kerre iki
          dört  eder  derecesinde  kat'î  gösterir  ki;  şu  saray-ı  acibin  ustasına  yani  şu
          garib Âlemin Sahibine herşey musahhardır. Herşey

                 ------------------
             (Haşiye-10): Umum hayvanatın erzakını taşıyan, nebatat ve eşcar kafileleridir.

             (Haşiye-11): O azîm elektrik lâmbası, Güneş'e işarettir.

             (Haşiye-12): İp ve ipe takılan taam ise, ağacın ince dalları ve leziz meyveleridir.

             (Haşiye-13): İki tulumbacık ise, vâlidelerin memelerine işarettir.
   277   278   279   280   281   282   283   284   285   286   287