Page 16 - Türk Yurdu 387. sayı Kasım 2019(web için-kapaklı)
P. 16
liyor. Buralardan yetişenler belki Arapçayı daha iyi günümüzde ortaya çıkan (beşerî/fiziki) kötülük-
biliyorlar, çoğunun ana dili zaten, ama uygulama- leri çelişik bir şekilde açıklamaya çalışan Tanrı ta-
ların son tahlilde İslam’ın barışçı yüzüne mi, yok- savvurlarının, gençleri tatmin etmediği ortadadır.
sa mevcut totaliter yapılara ya da “İslamfobia”ya Artık gençler din tacirliği ve dinin siyasal çabalara
mı hizmet ettiğine dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca meşruiyet sağlanma çabaları karşısında yorgun
vahhabi öğretinin baskın olduğu körfez ülkelerin- düşmüşlerdir. Çalıştay’ın müzakere konularından
de bırakın felsefeyi, kelamın bile haram görüldüğü- olan deizm, ateizm, apaetizm kavramları ve genç-
nü, inanç öğretilerinin selefi söylemle sadece aka- liğin bunlara olan yönelimleri bu bağlamda düşü-
id adı altında okutulduğunu hatırlatmak isterim. nülmüş olsa gerek.
Bu da bize göre, Dindar Nesil yerine tarikat ve Sonuç olarak genel kanaatimiz, orada da belirt-
cemaatlerin tasavvurlarını din diye algılayan bir tiğimiz gibi aslında bütün toplum, bir din yorgun-
gençlik ortaya çıkarmıştır. Çünkü yaşanan sorunla- luğu ile malul. Dindar Nesil tasavvuru bağlamında
rın pedagojik, sosyolojik, boyutları araştırılmadan, ilahiyat ve İHL sayılarının artırılması, Diyanet İşleri
dünyada yaşanan siyasi, dinî ve ekonomik sorun- Başkanlığının daha işlevsel kılınması ve bütçesinin
ların mukayeseli olarak incelenmeden içe kapalı olağanüstü artırılması, Kur’an Kurslarının yaygın-
ve tefsir, hadis, fıkıh derslerini kronolojik/ahbari laştırılması, sivil toplum kuruluşu diye örgütlenen
olarak daha fazla okutmakla mı dindar nesil yetiş- cemaatlere her türlü kolaylığın sağlanmasına rağ-
tirilecektir! men gelinen nokta, özellikle gençlerin din yorgun-
Eğer ilahiyat fakültelerine alınan asistanlar luğu yaşadığı oldu.
önce Arap ülkelerine gönderilerek orada master Bizlerin “Nerede hata yaptık?” diye sorması ye-
ve doktora yaptırılırsa sorunu çözeceğini sananlar, rine, sert siyasi söylemlerle sorun örtülmeye hat-
tam tersine farklı bir ortamın (patrimonyal/ebevi ta gençlere suç bulunmaya çalışıldı. Bu satırların
nizam) kültürünü buraya taşımaya çalışıyorlar ki, yazarının kanaati, gençler kendileri ve sunulanları
bu neo selefi zihniyeti güçlendirmekten başka bir sorguluyor; teori ve pratik uyumsuzluğundan
şeye yaramaz. duydukları endişeleri, zırva tevil götürmez şekil-
Bunun farkına varılması ise güçlü bir tarih felse- de dinî açıklamalar karşısında Tanrı tasavvurlarını
fesi okumayı gerektirir. İşte bu nedenle bu yaşanan korumaya alıp öz eleştiri sürecine girdiler.
süreç, aynı zamanda bir zihniyet durumuna işaret Korkulacak bir durum var, diye yine söylem-
etmektedir. “Pozitif laiklik” anlayışı ile son on yılda lerle tedbirler alınacağını sanmak yerine kendini
gerek Arap Dünyası ve Afganistan Pakistan Hattı; bilen gençlerin Tanrı ve evren ile ilişkilerini daha
gerekse İç Asya’daki Türk devletlerinin halkı Müs- tutarlı düzenlemeye vesile olacak tartışmalar ola-
lüman ama devlet laik, muhafazakâr, dinî ve millî rak görmek ve neticede hakikatin kıvılcımları, fi-
değerlerine hürmetli bir yöneticilerin olabileceğini kirlerin çarpışmasından çıkar demek daha makul.
Türkiye kısmen de olsa göstermiştir. Çünkü gençler, özellikle İHL okuyanlar, gündem-
Arap Baharı adı altında başlayan olaylar, ener- lerinde deizm olmadığı hâlde bile inceler; deizmin
ji üretim merkezlerinden önemli bir yere sahip dedikleri gibi bir Tanrı ve din tasavvuru olup olma-
olan Arap dünyasını yeniden düzenleme sürecidir. dığını araştırabilir. Veyahut İHL mezunu ve felse-
Tunus’ta başlayan olayların vardığı nokta da Türki- fe profesörü olmaları hasebiyle Batılı kavramların
ye’nin AB sürecini hızlandırma çabalarıyla birlikte tasavvur ve tasdik süreçlerini bildikleri hâlde Tür-
Orta Doğu’da halkı Müslüman Modern Demok- kiye fikir havzası açısından bunları nasıl bu kadar
ratik Laik Bir Devlet imajının güçlenmesi de sek- rahat kullandıklarındaki tutarlılığı inceleyebilirler.
teye uğradı. Orta Doğu’dan Hind-Pakistan-Afga- İlaveten deizm ve ateizm kavram analizlerinden
nistan’a kadar uzanan bölgeler, enerji üretim ve kendilerine teizm olarak sunulan söylemlerin niçin
arzının olduğu yerler radikalizm, fundemantalizm bu kadar çatışmacı bir dile sahip olduğunu, her
adı altında Neo-selefi/vahhabi, Taliban, el-Kaide, grubun/cemaatin hakikati tekelinde tutmasının tu-
Hizbu’t-Tahrir, Cemaat-i Tebliğ gibi gruplarca böl- tarlılığını sorgulayabilir?
ge sürekli istikrarsızlaştırılmaktadır. Velhasıl, bu yorgunluk ve bezginlik hâli, bir din-
Dış şartlar yani eko-politik olaylara bir de lenme vesilesi kılınıp yaralı bilinçlerin onarılmasıy-
içeride iyi, âdil bir Tanrı tasavvuruyla özellikle la yeni bir dirilişin habercisi olabilir.
14
SAYI 387 • KASIM 2019