Page 245 - Gizli El Bosna'da
P. 245

SONSÖZ: VAHfiET‹N FELSEFES‹                   243


             de¤iflikli¤i yaratt›. Avrupa'daki dini otoriteye ve onun temeli olan dini düflün-
             ceye vurulan son büyük darbe ise Ayd›nlanma'yd›. Dini kaynaklar›n yol gös-
             tericili¤ini tümüyle reddeden ve yaln›zca insan akl› ve bilgisine dayanan bir
             dünya kurmay› hedefleyen Ayd›nlanma, 19. yüzy›l pozitivizmi ile doru¤a ç›k-
             t›.
                  Bu büyük de¤iflim sonucunda, Avrupa'da yepyeni bir sosyal ve siyasi
             düzen kuruldu. Ortaya, Ortaça¤'daki Avrupa'dan çok farkl› olan yeni bir me-
             deniyet ç›km›flt›. Bu medeniyetin en önde gelen özelli¤i ise, din-d›fl› olufluydu.
             Din, Ortaça¤'daki gerili¤in sorumlusu olarak kabul edilmiflti. Dolay›s›yla din-
             den uzaklafl›ld›kça daha "medeni" ve daha "ileri" olunaca¤› yan›lg›s› hakim ol-
             du. Buna göre teknoloji ile birlikte refah da artacak, böylece insanlar daha çok
             tüketip daha çok mutlu olacaklard›. ‹nsan›n akl›n› en büyük de¤er olarak ka-
             bul eden bu seküler (din-d›fl›) medeniyet, ideologlar›na göre, dünya üzerinde-
             ki tüm di¤er medeniyetlerden de daha ileriydi. Bu nedenle, bu "üstün" ve se-
             küler medeniyetin di¤er co¤rafyalara da "ithali" gerekiyordu.
                  19. yüzy›l, söz konusu seküler medeniyet için adeta "gala gecesi"ydi.
             Herkes bu yeni medeniyetin mükemmelli¤ine inan›yor, ak›l ve bilim yoluyla
             dünyan›n gelmifl geçmifl en "ileri" toplumunun yarat›laca¤›n› bekliyordu. Karl
             Marx'tan Emile Durkheim'a, Auguste Comte'dan Sigmund Freud'a kadar pek
             çok düflünür, aralar›nda "ideolojik" farklar olsa da, bu yeni seküler medeniye-
             tin do¤rulu¤u konusunda hemfikirdiler.
                  Din neredeyse tamamen ortadan kalkm›flt›. Bir tek, "bizi ve di¤er tüm
             canl›lar› kim yaratt›?" sorusunun cevab› kalm›flt› onlar› rahats›z eden. Onu da
             Charles Darwin'in ortaya att›¤› evrim teorisi ile, kendilerince aç›klam›fl olu-
             yorlard›. Oysa evrim teorisi, daha ortaya at›ld›¤› ilk günlerden itibaren kendi
             içinde pek çok çeliflkileri, bilim d›fl› tutars›z öngörüleri olan bir iddiayd›. Üste-
             lik teorinin sahibi Darwin de bunun fark›ndayd›. Darwin’in tek umudu ilerle-
             yen bilimin kendi teorisinin aç›k noktalar›n› kapatabilecek kefliflerde bulun-
             mas›yd›. Örne¤in, evrim teorisinin en temel iddias› tüm canl›lar›n ayn› ortak
             atadan türedikleri idi. Bu durumda türlerin birbirine dönüflümünü gösteren
             pek çok fosil kay›t›n›n olmas› gerekiyordu. Teoriye destek verebilecek böyle
             tek bir fosilin bile bulunamamas› Darwin’i oldukça zor durumda b›rak›yor,
             Darwin paleontolojinin geliflimi ile birlikte birkaç on y›l içerisinde teorisini
             destekleyecek pek çok delil ortaya konabilece¤ine inan›yordu. Aradan geçen
             150 y›la ra¤men Darwin’in beklentisi hiçbir zaman gerçekleflmedi. Tam tersine
             bulunan pek çok fosil kay›t›, farkl› türlerin ayn› anda ortaya ç›kt›klar›n›, yani
             üstün bir Yarat›c› taraf›ndan yarat›lm›fl olduklar›n› gösteriyordu. Ayn› flekilde
             biyoloji ve biyokimya gibi di¤er bilim alanlar›ndaki her geliflme de Darwin’in
             teorisine y›k›c› darbeler indirdi.
   240   241   242   243   244   245   246   247   248   249   250