Page 246 - Gizli El Bosna'da
P. 246
244 'G‹ZL‹ EL' BOSNA'DA
Tüm bunlara ra¤men evrim teorisi ilk ortaya at›ld›¤› günden itibaren
yukar›da de¤indi¤imiz çevreler taraf›ndan ideolojik kayg›larla hep savunul-
du. Çünkü evrim teorisinin söz konusu yeni medeniyete verdi¤i en önemli
desteklerden birisi, ‘insana ve insani de¤erlere’ karfl› kazan›lan yeni bak›fl aç›-
s›yd›. Evrimci bir bilim adam› Darwin’in teorisi ile birlikte geliflen bu yaklafl›-
m› flu sözleri ile özetliyordu:
‹nsan, evrende anlama kapasitesine ve potansiyeline sahip tek varl›kt›r. Bilinç-
siz ve ak›ls›z maddelerin bir ürünüdür. Böylece dünyaya geliflini kendisi ba-
flarm›fl olan insan, sadece kendisine karfl› sorumludur. Kendisinin ustas› ve
amiridir. Bu bak›mdan insan, kendi kaderini kendisi belirlemeli ve yönetmeli-
dir. 15
Ayn› anlay›fl, insan›n ahlak›n› da kendi bafl›na belirmesini öngörüyor-
du. Eskiden beridir dinin bir parças› olan ahlak, bu kez dinden ayr›l›yor, "din
var olmadan da bir ahlak kurulabilece¤i" gibi mant›k d›fl› bir iddia öne sürülü-
yordu. Öyle ki, Immanuel Kant, Allah'a karfl› sorumluluk hissinden kaynakla-
nan dini ahlaka "korku ahlak›" diyecek kadar ileri gidiyordu. Yeni seküler me-
deniyete göre, insanlar, yaln›zca kendi ç›karlar›n› gözeten bir ahlak belirleme-
li ve ona göre davranmal›yd›lar. Ayn› flekilde; adalet, dürüstlük gibi kavramla-
r›n da dinle bir ilgisi olmamal›yd›. Toplumun dinsiz, fakat ahlakl›, adil ve dü-
rüst olabilece¤i san›l›yordu. Bu iddian›n büyük bir yan›lg›dan ibaret oldu¤u
k›sa süre içinde a盤a ç›kt›. Dinin toplum hayat›ndan ç›kar›lmaya çal›fl›ld›¤›
her yerde, büyük toplumsal çöküntüler yafland›. Ahlaki dejenarasyon ve ma-
nevi çöküfl bu toplumlar›n en büyük sorunu haline geldi. Ahlak›n temelinin
din ve Allah korkusu oldu¤u anlafl›ld›.
Anlam Krizi
Yeni seküler medeniyetin hayalleri, I. Dünya Savafl›'na kadar sürdü. Ye-
ni gelifltirilen bilim dallar›, bu aldat›c› kültüre olan inanc› her geçen gün art›r›-
yor, yeni kefliflerin insano¤luna hep iyilik getirece¤i düflünülüyordu. Ütopya-
lar çok revaçtayd›. Jules Verne ve H. G. Wells'in romanlar›nda insano¤lunun
bilim yoluyla ulaflaca¤› mükemmel seviye tasvir ediliyordu. Mükemmel bir
topluma ulaflmak, bu bat›l düflünceye göre, yaln›zca bir zaman ve ayarlama
meselesiydi. Belki ölüme de bir çare bulunaca¤›, tam bir "yeryüzü cenneti" ku-
rulaca¤› zannediliyordu.
Yeni seküler medeniyet, böylece yaln›zca dini ahlak›n› ortadan kald›r-
maya çal›flmakla kalm›yor, adeta kendi bafl›na yepyeni bir din haline geliyor-
du. Öyle ki, "ilerleme, kültür ve medeniyet, 1914 öncesi dönemde bafll› bafl›na