Page 301 - Risale-i Nur - Sözler
P. 301

YİRMİİKİNCİ  SÖZ’ÜN  İKİNCİ  MAKAMI                                                                      303

           bu Teanuk, bu Musahhariyet, bu İntizam, birtek Müdebbir'in Tertibiyle ida-
           re edildiklerine ve birtek Mürebbi'nin Tedbiriyle sevk edildiklerine kat'iy-
           yen  şehadet  etmekle  beraber;  şu  bilbedahe  San'at-ı  Eşyada  görünen
           Hikmet-i  Âmme  içindeki  İnayet-i  Tâmme  ve  o  İnayet  içinde  parlayan
           Rahmet-i  Vasia  ve  o  Rahmet  üstünde  serilen  ve  Rızka  muhtaç  herbir
           Zîhayata onun hacetine lâyık bir tarzda İaşe etmek için serpilen Erzak ve
           İaşe-i  Umumî,  öyle  parlak  bir  Hâtem-i  Tevhiddir  ki,  bütün  bütün  Aklı
           sönmeyen anlar ve bütün bütün kör olmayan görür. Evet, Kasd ve Şuur ve
           İradeyi gösteren bir Perde-i Hikmet, umum Kâinatı kaplamış ve o Perde-i
           Hikmet üstünde Lütuf ve Tezyin ve Tahsin ve İhsanı gösteren bir Perde-i
           İnayet serilmiştir ve o müzeyyen Perde-i İnayet üstünde kendini sevdirmek
           ve  tanıttırmak,  İn'am  ve  İkram  etmek  Lem'alarını  gösteren  bir  Hulle-i
           Rahmet,  Kâinatı  içine  almıştır  ve  o  münevver  Perde-i  Rahmet-i  Âmme
           üstüne  serilen  ve  Terahhumu  ve  İhsan  ve  İkramı  ve  Kemal-i  Şefkat  ve
           Hüsn-ü Terbiyeyi ve Lütf-u Rubûbiyeti gösteren bir Sofra-i Erzak-ı Umu-
           miye dizilmiştir.

             Evet  şu  mevcûdat,  zerrelerden  güneşlere  kadar;  ferdler  olsun  neviler
           olsun, küçük olsun büyük olsun, semerat ve gayatla ve faideler ve masla-
           hatlarla münakkaş bir Kumaş-ı Hikmetten muhteşem bir gömlek giydiril-
           miş ve o Hikmet-Nüma suret gömleği üstünde Lütuf ve İhsan çiçekleriyle
           müzeyyen  bir  Hulle-i  İnayet  her  şeyin  kametine  göre  biçilmiş  ve  o
           müzeyyen  Hulle-i  İnayet  üzerine  Tahabbüb  ve  İkram  ve  Tahannün  ve
           İn'am Lem'alarıyla münevver, Rahmet Nişanları takılmış ve o münevver ve
           murassa Nişanları İhsan etmekle beraber, zeminin yüzünde bütün Zevilha-
           yatın  taifelerine  kâfi,  bütün  hacetlerine  vâfi  bir  Sofra-i  Rızk-ı  Umumî
           kurulmuştur.  İşte  şu  iş,  Güneş  gibi  aşikâre,  nihayetsiz  Hakîm,  Kerim,
           Rahîm, Rezzak bir Zât-ı Zülcemâl'e işaret edip gösteriyor.

             Öyle mi? Herşey Rızka muhtaç mıdır?

             Evet, bir ferd Rızka ve devam-ı hayata muhtaç olduğu gibi, görüyoruz
           ki: Bütün Mevcûdat-ı Âlem, bahusus Zîhayat olsa, küllî olsun cüz'î olsun,
           küll  olsun  cüz'  olsun;  Vücudunda,  Bekasında,  Hayatında  ve  İdame-i
           Hayatta maddeten ve manen çok metalibi var, çok levazımatı var. İftikaratı
           ve  ihtiyacatı  öyle  şeylere  var  ki,  en  ednasına  o  şeyin  eli  yetişmediği,  en
           küçük matlubuna o şeyin kuvveti kâfi gelmediği bir halde, görüyoruz ki:
           Bütün metalibi ve Erzak-ı Maddiye ve Maneviyesi   َب   َ ست  َ َ  لا َ َ حي  َ ث َيح  ِ َ م َ ن َ
                                                                 ِ
                                                               ن   ْ       ْ ن  ْ
           ummadığı yerlerden Kemal-i İntizamla ve vakt-i
   296   297   298   299   300   301   302   303   304   305   306