Page 35 - My FlipBook
P. 35

REĠS BEY — Değil!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Ya ne iĢi?
             REĠS BEY — Kalb iĢi!..
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Sen kalb nedir, bilir misin?
             REĠS BEY — Yeni yeni, öğrenmeğe çalıĢıyorum.
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Paranı sokağa atarsın, meteliksiz kalırsın, sonra eroin
             ticaretine kalkar, zindana düĢer, Âdem Baba yemeğine muhtaç olursun!... Bu mu
             kalb iĢi?..
             (Durak.... Cevap yok... KarĢılıklı bakıĢma...)
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Kalb iĢi değil bu akıl iĢi; ama aklından zoru olanın iĢi...
             Ben senin yerinde olsam, hâkimden, Akıl Hastanesine, muayeneye Ģevkimi isterim.
             (Durak... Cevap yok...)
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Memleketin en meĢhur adamı oldun! Emekliye ayrıldın aynlalı
             gazeteler seninle meĢgul... Hele bu son iĢten sonra, adm kimbilir nerelere
             ulaĢacak? Herkes seni bir türlü gömdür; Melekten ġeytana kadar gidip geliyorsun!
             Ama, ne eski makamın, ne de yeni Ģöhretin söker burada... Sen burada, en âdi
             Âdem Babadan farksız bir sanıksın! (Durak) Her halde hapishanenin fıkara
             sınıfına Âdem Baba denildiğini biliyorsun...
             REĠS BEY — Biliyorum.
             106
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — DıĢarı ile haberleĢme yasak! Seni görmek isteyecek
             gazetecilere de çıkmayacaksın; seni çağırtsam bile gelmiyecek-sin! Anlıyor
             musun?
             REĠS BEY — Çok iyi anlıyorum. TeĢekkür ederim!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Ha, Ģimdi hatırıma geldi! Emeklilik maaĢına ne oldu? Üç
             aylığını, on, on beĢ gün evvel almadın mı?
             REĠS BEY — Yedim!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Kumarda her halde...
             REĠS BEY — Onun gibi birĢey...
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Koltuğuna yaslanır, baĢ geride) Benimle konuĢmak istemiyor
             musun!
             REĠS BEY — (Ayağa kalkar, sandalyeyi sökük yerinden cepheye döndürür.) KoğuĢuma
             girmek istiyorum!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Arkalığı sökük iskemleyi gösterir.) Hatırlıyor musun bu
             iskemle-
             yi?
             REĠS BEY — (Gözü iskemlede) Hayır!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Masum çocuğu, bana emir verip sırtına idam gömleğini
             geçirttikten sonra oturtuğun iskemle!
             REĠS BEY — Öyle mi? Ne güzel nasip!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Bundan sonrası da güzel olacak nasibinin... Hele, boĢalttığın
             Reis Kürsüsünün karĢısına bir geç; bakalım!...
             (Hapishane Müdürü, masasındaki zile basar. Koridorlardan gelen zil sesi...
             Birinci Gardiyan gelir, masaya uzakça bir noktada durur.)
             107
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Birinci Gardiyana) Sanığı BeĢinci kısma götür! (Reis Beye)
             Yatağın geldi mi?
             REĠS BEY — Yatağım yok!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Ġsteyeceğin bir yer de mi yok?
             REĠS BEY — Yok!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Birinci Gardiyana) Beyler koğuĢuna verin! Ne de olsa Reis
             Bey!.. Belki bir acıyan olur da Ģiltesinin birini verir. Olmazsa, Âdem Babaların
             ot minderlerinden yayarsınız. Giderken berbere de uğrayın!
             BĠRĠNCĠ GARDĠYAN — Saçı yok ki efendim!
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Tepesi cavlak ama etrafında biraz saç var... Sıfır numara ile
             çepeçevre alsınlar. Ġstisna yapmadığımız belli olsun...
             REĠS BEY — Mutlaka lâzım mı?
             HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Mutlaka lâzım!.. Prensip, nizam, emir.. Benden iyi bilirsin!
             Bir devirde sana çıraklık etmeğe özenmez miydim?
             REĠS BEY — Saçı olmayan adamın saçı kesilir mi?
   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40