Page 30 - My FlipBook
P. 30
kaynaĢıyor. Seyredin ve ağlamayı öğrenin! Bit pazarlarına uğrayın, oralarda
yerlere serilen eĢyaya bakın; ölen çocuğunun minicik kazağını satmaya gelenle,
bunu düĢürmeğe bakanın edalarına dikkat edin; ağlamayı öğrenin! Hiçbir Ģey
yapamazsanız, kırlara çıkın, kuĢ yuvalarını bozmak için ağaçlara tırmanan
haylazlara katılın; cıvıl cıvıl imdat isteyen yavru kuĢları, sonra, havada
kıvrımlar çizerek acı acı çığlık koparan anne kuĢu görün; ağlamayı öğrenin!
Yavrusunu ensesinden diĢleyip selâmete götüren uyuz ve topal kediye baksanız
yeter... Ağlamayı öğrenin! Sakın, öğ-renemeyiz, demeyin; ben öğrendikten sonra,
siz nasıl öğrenemezsiniz?
91
(Durak. Kaatilin yüzünde korkunç bir tahassüs ve takallüs... Herkes Reis Beyin
tesirinde, hareketsiz...)
REĠS BEY — Annelerinizi düĢünün! Yüreği yufka komĢu hediyesi börekten, en
hatırlı parçayı bir gazeteye sarmıĢ, zindan kapısında sıra bekleyen, göz yaĢının
kudretini, demiri eritecek bir kezzap haline getiren annelerinizi düĢünün!..
Ağlamayı öğrenin!...
(Kaatil elleriyle yüzünü kapayarak hüngür hüngür ağlamaya baĢlar... Herkes
taĢ...)
REĠS BEY — Ağlayın, çocuklar!.. Mazlumun, kendinde kıyılana, zalimin de kendinde
kıydığına ağlayın! Mazlumun hesabı görülür; ya zalimin kaybettiği?.. Göz yaĢma
ulaĢılmadıkça ele geçmez. Zalime daha çok ağlayın, çocuklar; zalimde beni ve
kendinizi görün, ona daha çok ağlayın! Bir gözyaĢı çetesi kurun, beni Reis
seçin; ve insanlara göz yaĢını öğretinceye kadar delik deĢik edin onları
bıçaklarınızla, kurĢunlarınızla.. (Elini cebine götürerek bıçakları iĢaret
eder.) Ama bu bıçaklarla değil, ıslak kirpiklerinizle... Bıçaklarınızı size,
tavuk kesemez hale geldiğiniz zaman geri vereceğim. Duygunuz körleĢecek olursa,
sivri uçlarını hafifçe parmağınıza batırıp göz yaĢını hatırlarsanız.
(Sükût... Kaatil hıçkıra hıçkıra sarsılıyor.)
REĠS BEY — (Kaatile) Ağla, sevgili oğlum, kaatil, doya doya ağla ve tüy gibi
hafifle!.. Senin yirmi beĢ yaĢında bulduğunu, ben altmıĢ beĢ yaĢında aramaya
baĢlıyorum. ĠĢte aramızdaki fark! 92
Ne kadar ağlamalıyım ki, durmadan altmıĢ beĢ sene göz yaĢı dökmüĢ olayım?..
Çaresiz, sonsuzluk boyunca çaresiz.. (Ortaya) Gözümün önünde korkunç bir
kaynaĢma meydanı peydahlanıyor.. Çocuklar ağlaĢıyor, anneler koĢuĢuyor... Her
taraftan, anne, oğlum diye çığlıklar geliyor...
(Kümede sessiz sessiz ağlayan, eliyle yüzünü örten birkaç kiĢi daha.. Kumarhane
Garsonu arkasını döner. Uzun durak... Birden ve uzun bir ıslık...)
KUMARHANE GARSONU — (Hemen dönerek) Erketecinin ıslığı!.. Basıldık!..
(Yarı aralık kapı tarafından dıĢ kapının devrildiğini anlatan müthiĢ taraka..
Yere devrilen kapının madenî sesi... KoĢuĢmalar.. Herkes, yarı aralık kapıya
dönmüĢ, donmuĢtur. Reis Bey, oturduğu yerde, bir kaya.. Oda kapı tarafına
bakıyor. Kumarhane Garsonu bir sıçrayıĢta ocağa atlar, o-radan küçük bir paket
alır, yürür, yüzü kapı tarafındaki Reis Beyin sol cebine atar. Kimse birĢey
görmez. Ellerinde tabanca, içeriye giren polisler... En önde, tabancalı sivil
komiser...)
SĠVĠL KOMĠSER — (Elindeki tabancayı doğrultarak kümeye) Eller yukarı!
(Herkes ellerini yukarıya kaldırır. Reis Bey oturduğu yerde hareketsiz...)
SĠVĠL KOMĠSER — (Reis Beye) Ġhtiyar Kurt; sen de galiba çetenin reisisin! REĠS
BEY — Evet!
93
SĠVĠL KOMĠSER — Ne derler sana? REĠS BEY — Bana Reis Bey derler... SĠVĠL KOMĠSER
— Ġn bakalım Reislik kürsüsünden!
(Reis Bey inip Sivil komiserin karĢısında yer alır.)
SĠVĠL KOMĠSER zilin!
(Kümeye) ġöyle, sağa di-
(Bitirim yeri tipleri, baĢta Kaatil ve Kumarhane Garsonu, sağ tarafa
dizilirler.)
SĠVĠL KOMĠSER — (Polislere) Arayın üzerlerini! Ġhtiyarın üzerini ben
arayacağını.