Page 27 - My FlipBook
P. 27

KUMARHANE GARSONU — (Saati cebine yerleĢtirir) Halbuki, ben satarsam iki bin
             lira alı-nm. Binini de sana veririm.
             82
             REĠS BEY — Ġstemem!
             KUMARHANE GARSONU — (Reis Beyin yanma oturarak kolunu onun boynundan dolar.) Sen
             ne tuhaf adamsın, yahu! Bir zamanlar, sertliğinden, karĢında nefes alamazdık.
             Bak, ne kadar yumuĢadm, nerelere kadar düĢtün! Sana acıyorlar yoksa.
             Acımasaydılar, boynuna ip takıp mahalle mahalle gezdirirlerdi.
             REĠS BEY — Ġyi ederlerdi/
             KUMARHANE GARSONU — (Hayretle ayağa kalkar) Sahiden çok tuhaf adamsın be! Razı
             olmıyacağm Ģey yok! Tek, biz yolumuzdan dönelim... ġimdi sen beni ne kadar
             okĢasan, bağıĢ-lasan, değiĢtirebilir misin? Bana tefeciliği, eroinciliği
             bıraktırabilir misin?
             REĠS BEY — Olur mu olur...
             KUMARHNE GARSONU — Haydi , bir vaaz ver de dinleyelim!...
             REĠS BEY — Kürsüsüz, cemaatsiz vaaz olur mu?
             KUMARHANE GARSONU — (Gösterir) ġu üç bankoyu yan yana getirip üstüne bir iskemle
             koyduk mu, al sana kürsü!... Cemaate gelince, vaazı duyan, parası biten, ciğeri
             yanan, içi burkulan, hep sökün eder, dinler. Sen baĢla bir kere!... (Kapıyı
             gösterir) Geçen akĢam, içerdeki kumar masasına çıkıĢını unuttun mu?
             REĠS BEY — CoĢmuĢtum o vakit...
             KUMARHANE GARSONU — Yine coĢarsın...
             (Kumarhane Garsonu, üç bankoyu orta yerde yan yana bitiĢtirerek üstüne bir
             iskemle atar. Reis Bey, kendi bankosunda, hep aynı vaziyette, oturmakta...
             Pencerede Ģafak geliĢiyor.)
             83
             KUMARHANE GARSONU — ĠĢte kürsü... Çık üzerine!...
             REĠS BEY — Zorakiliğe değmez. BirĢey kendi kendisine olursa olur.
             (Aralık kapıdan kaatil gelir. Kürsüyü görünce hayretle bakar.)
             KUMARHANE GARSONU — (Kaatile) Reis Bey nutuk çekecek... Ġyi ki geldin...
             KAATĠL — (Kumarhane Garsonuna) Paralan kaybettik! Nasıl kurtaracağız saati,
             yarın, öğle zamanına kadar...
             REĠS BEY — (Kaatile) Borcunu ben verir, kurtarırım!
             KUMARHANE GARSONU — (Reis Beye) AkĢam da saati yine senden alıp yine bana toka
             eder.
             REĠS BEY — Ġstediğini yapsın... Ne değeri var!..
             KAATĠL — (Reis Beye) Sen ne baba adamsın, Reis Bey! Babamdan görmediğimi senden
             görüyorum.
             REĠS BEY — Öyleyse sözlerime katlan, ne dersem yap!
             KAATĠL — Emret! Boynum kıldan ince...
             (Kaatil dizlerini indirerek Reis Beyin yanında yere çömelir. Durak...)
             KUMARHANE GARSONU — BaĢla Reis Bey vaazına!...
             REĠS BEY — (Kumarhane Garsonuna) BaĢlıyorum, merak etme!... O kadar özenerek
             kurduğun kürsüye de çıkayım istersen..
             KUMARHANE GARSONU — Keyfîn bilir... 84
             REĠS BEY — ġimdilik yerim iyi... (Ġkisine birden) Çocuklar, insana acıyın!
             Kendinizden baĢka, kimsede suç aramayın! Eğer yankesici ciğerlerinizi söküp
             götürmeğe geliyorsa, ciğerlerinizi muayeneden geçirin!... Ne suçu var, diye....
             Kadın, güzelliğini; banka, parasını; memur, insafsızlığını; kanun,
             idraksizliğini muayeneden geçirsin!...
             (Yarı aralık kapıdan, iki bitirim yeri tipi gelir. Kaatil'in yanında yavaĢça
             çömelip Reis Beyi dinlemeğe koyulurlar.)
             REĠS BEY — (Kaatile) Sen bu akĢam kumarda beĢyüz lira kaybettin, DüĢün, bu
             parada ne kadar insan ve emek hakkı var... Eğer, bir hamal, sırtında elli
             kiloluk yükü bir kilometre ötesine iki buçuk liraya taĢırsa, bu hamalın iki yüz
             kilometrelik emeği... Tam yedi yüz on beĢ ekmek parası... Bir hastahane dolusu
             insanın acısını dindirecek ilâç tutarı... Bayram sabahı, boynu bükük, bilmem kaç
             öksüzün kundura bedeli... ġu kadar kefen, yahut kundak bezi; bu kadar ah, vah,
             yahut oh, eh karĢılığı... Çocuklar! Bütün bu hak sahiplerine acıyan, bütün bu
             emeklere içi sızlayan, parasını nasıl bir zara, bir kâğıda teslim eder? DüĢeĢ
             niçin bey de, hepyek neden köle?... (Uzun durak... Bakınma...) DüĢünmeğe
   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32