Page 28 - My FlipBook
P. 28
kurcalamağa lüzum yok, çocuklar! Acımak düĢünmektedir, acımak bulmaktadır.
Acıyın, yeter!
(Durak... Kaatil ayağa kalkar. MüthiĢ bir takallus içinde...)
REĠS BEY — Can taĢıyan, yüreği atan her yaratığa acıyın! Ağzından kemiğini
çaldıran köpeğe, her parçası ayrı ayrı kıvranan solucana, ta-
85
banı yanan çakala... Hepsinin üstünde insana; buruĢ buruĢ beyni, alnı ve
çenesiyle göz yaĢı döken insana acıyın!
(Kaatil, bir sıçrayıĢta aralık kapıdan dalar. Bitirim yeri tipleri ayağa kalkar
ve kaatilin arkasından bakarlar. Kumarhane Garsonu da, ĢaĢkın kapıya doğru...)
ĠÇERĠDEN KAATĠLĠN SESĠ—Hey!!! Kumara paydos!!! Kaldırın oyunu, namussuzlar!!!
Yakarım karĢı duranı!
(MüthiĢ sükût... Reis Bey ayağa kalkar. Ġçeriden yükselen karma karıĢık sesler
ve homurtular...)
KUMARHANE GARSONU — (Reis Beye) Efeyi coĢturdun! Belâlı bir iĢe giriĢti. Ġyi ki,
patron burada değil.. Yoksa kan çıkardı.
ĠÇERĠDEN KAATĠLĠN SESĠ — Kahve ocağına gelin! Reis Beyi dinleyin! Yürüyün!
(Uzun durak... Reis Bey ilerleyip, sağda, Kumarhane Garsonun yanında yer alır.
Yüzleri kapıya doğru... GeliĢ... Önde kaatil, arkasında yedi tane bitirim yeri
tipi, sökün ederler. Solda kümelenme...)
KAATĠL — (Kümenin önünden Reis Beye) KonuĢ baba! Sen ne dersen o olacak!..
REĠS BEY — Kaatil! Sevgili oğlum! Sendeki merhamet istidadını kimsede görmedim.
ġu, içinin gizli tarafını, dıĢına çıkarabiliyor musun? Bütün mesele onda...
KAATĠL — Ben sineğe bile kıyamam! Mecbur kaldım da öldürdüm....
86
REĠS BEY — Nasıl öldürürsün?... Göz! Renk renk dünyaları, en yakın zerreyi, en
uzak yıldızı gören göz... Ona nasıl toprak doldurursun? Kalb dediğimiz, bütün
gücümüzü veren esrarlı tulumbayı nasıl kırar, parçalarsın? (Edası değiĢir)
Bunları yapmayı bırak bir tarafa; bunları yapmak imkânı var ya; iĢte yalnız
imkânı var diye nasıl döğünmez, yırtınmaz, tepinmezsin?... (Durak, bakınma)
Gelin çocuklar, kumar masasına dizilip hep beraber ağlayalım!... Sebep mi
istiyorsunuz? Çok!... Gündüzün bitiĢinde gece, düzlüğün berisinde ayrılık,
ekmeğin ucunda açlık var diye katıla katıla ağlayalım!... Çocuklar; dünya bir
göz yaĢı evinden baĢka ne olabilir? Ağlayanlardan olmak dururken, üstelik
ağlatanlardan olmak reva mı?
KUMARHANE GARSONU — BoĢ ver, Reis Bey; bu akĢamki vaaz değil, dramcılık... Sen
git de bir tiyatroya gir!
REĠS BEY — Fena mı?... Ben de locadan bakanlara değil size, paradide oturanlara
dram kesiyorum.
KUMARHANE GARSONU — Kesiyorsun ama, usturanın kör yüzü ile kesiyorsun!
(Kümede gülüĢmeler.. Kaatilden baĢka herkes iĢi hafife almakta...)
KAATĠL — (ġimĢek gibi döner, kümeye yönelir) Kendinize gelin ipsizler!...
(Kümenin birdenbire ciddileĢip sustuğunu görünce Kumarhane Garsonuna döner.) Sen
de ağzını açayım deme!... (Sağ eli pantolonunun arka cebinde) Dökerim
barsaklarınıL. Bırak, Reis Bey dilediği gibi konuĢsun!...
87
KUMARHANE GARSONU — (Kaatile) Sen meydanı boĢ buldun bu akĢam!.. Reis Beyin
lâflarından birĢey anlıyor musun sanki?
KAATĠL — Anlıyorum!
KUMARHANE GARSONU — Öyleyse halvet olun, baĢ baĢa konuĢun!
REĠS BEY — (Kaatile) Ver bana bıçağını!
(Kaatil hayretle Reis Beye döner. Arka cebinden bıçağını çekip bir kuzu
itaatiyle Reis Beye uzatır. Reis Bey alıp cebine atar.)
REĠS BEY — (Kumarhane garsonuna) Sen de ver! (Hareketsizlik... Uzun durak...)
REĠS BEY — (Heybetle) Haydi ver!
(Kumarhane Garsonu, ceketinin sağ cebinden bir bıçak çıkarıp uzatır. Reis Bey,
sağ eliyle alır.)
REĠS BEY — (Kümeye) Herkes versin! (Hareketsizlik, durak...)
KAATĠL — (Kümeye) Çıkarın bıçaklarınızı!.. Teslim edin!...
(Kümeden üç kiĢi bıçaklarını çıkarırlar, Reis Beye verirler. Resi Bey teker
teker alır. Sağ elinde dört bıçak...)