Page 34 - My FlipBook
P. 34
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Hep o vaziyette) Bitirim yerinde yakalanan, üstünde beĢ
bıçak, bir tabanca, seksen gram eroin çıkan; bir zamanların ahlâk, kanun,
prensip koruyucusu Reis Bey!...
(Cevap yok...)
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — O heybet, celâdet,. adalet dolu sesinizi çıkamayacak mısınız?
(Reis Bey cevap vermez. Birinci Gardiyan gelir, kapıyı kapayarak Reis Beyin sağ
gerisinde durur.)
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Hatırlıyor musunuz? Ġdamına hükmettiğiniz masumu astırdığınız
gece, bana "onu susturmak, terbiyesiz diye paylamak küçüklüktür! demiĢtiniz.
Sırtımdaki Hapishane Müdürü zırhım âdi bulmuĢtunuz. ġimdi onun emir ve
muhafazası altındasınız! Merak etmeyiniz; hakkınızda, ayniyle sizin eski
prensiplerinize uygun olarak, en merhametsiz kanun ölçülerinden baĢka birĢey
tatbik edilmeyecektir. (Yere bakan Reis Beye, gayet sert) Sanık yüzüme bak!
(Reis Bey baĢını kaldırıp Hapishane Müdürüne bakar.) HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Bitirim
yerinde
ne yapıyordun, söyle!
103
REĠS BEY — Sualinize cevap vermek isterdim...
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Ver!
REĠS BEY — Ne yapayım ki, kanunun makamınıza tanıdığı salâhiyetler arasında
böyle bir suale hakkınız yok!
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — KimdeymiĢ bu salâhiyet?..
REĠS BEY — Poliste, savcıda, hâkimde...
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Demek benim makamım bir polis memurununkinden de âdi...
REĠS BEY — Hiçbir makam âdi değildir; âdi olan, insanlar...
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Yani ben miyim âdi?.
REĠS BEY — Ġçinizin sorduğuna ben nasıl cevap verebilirim?
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — En vicdansız zehir satıcısından daha sefil Ģekilde cebini
satılık eroinle dolduruyorsun da yine kibrinden, azametinden birĢey
kaybetmiyorsun!
REĠS BEY — Size öyle görünüyor.
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Bakalım, savcıya, hâkime nasıl görünecek? (Ġkinci Gardiyana
hapishane tiplerini gösterir.) Çıkarın bunları dıĢarıya!.. KoğuĢlarına!...
(Hapishane tipleri, önde Ġkinci Gardiyan, çıkarlar.)
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Dik dik baktığı Reis Beye) Paran var mı üzerinde?...
REĠS BEY — On iki liram vardı; gardiyan aldı.
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Onu muhasebeye
104
yatırırlar; yerine on iki liralık bir arpa kâğıdı alırsın; arpa kâğıdı nedir,
biliyor musun?... REĠS BEY — Hayır!
HAPĠSANE MÜDÜRÜ — Hapishanede para geçmez. Herkesin parası, hesabına yatar.
Parayı gösteren pusulaya arpa kâğıdı derler. Mahkûmların taktığı isim...
REĠS BEY — Güzel isim... HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Ama on iki lira çok az... Senin her
gün bu kadar masrafın olur. Ne yiyip içeceksin?
REĠS BEY — BirĢey bulurum. HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Kimsen, bir bildiğin, tanıdığın,
sana sahip çıkacak biri yok mu? REĠS BEY — Kimsem yok... HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Eğer
bu kadar sert, dikenli, ısırgan gibi el yakan bir insan olmasaydın, çoktan
evlenmiĢ olurdun; yetiĢmiĢ çocukların da olurdu Ģimdi...
REĠS BEY — Çok doğru!.. HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Alaylı) Eğer salâhiyet
çerçevemin içindeyse sana bir sual sorayım...
REĠS BEY — Sualinizi bilmeden bir Ģey söyli-
yemem!
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (KarĢısındaki, arkalığı sökük iskemleyi göstererek) Otur;
otur Ģuraya da öyle!.. (Birinci Gardiyana) Sen çık, kapıda bekle! Çağırınca
gelirsin!
(Birinci Gardiyan çıkar. Reis Bey oturmaz.) HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — (Sert) Otur!
(Reis Bey oturur.)
105
HAPĠSHANE MÜDÜRÜ — Yirmi beĢ bin liralık ikramiyeni, oğlunu haksız mahkûm
ettiğin bir kadına vermiĢsin... Gazeteler günlerce iĢledi, durdu. Söyle bakalım,
akıl iĢi mi bu?