Page 26 - Efsane
P. 26

sorunuz olursa bana gelin."

               Askerler hastanenin çevresine yayılıp, Metias isimli bu kişi adamlarından
               ikisiyle konuşmaya dalana kadar bekledim. Birkaç tane daha hastane aracı gelip
               askerleri bırakıp gitti. Bazılarının kolu bacağı kırılmış, bazılarının kafasında ya

               da bacaklarında derin yaralar açılmıştı. Derin bir nefes alıp gölgelerden çıktım
               ve hastanenin girişine doğru sendeledim.

               Bir hemşire beni fark etti, tam da ana girişin önünde. Gözleri hemen
               kollarımdaki ve yüzümdeki kana odaklandı. "Girmeme izin var mı, kuzen?”

               dedim. Hayalî bir acıyla yüzümü buruşturdum. "Bu gece için hâlâ yer var mı?
               Param var."

               Not defterinde bir şeyler karalamaya geri dönmeden önce gözlerinde acıma
               olmaksızın bana baktı. Sanırım bu "kuzen" yakınlığı hoşuna gitmemişti.
               Boynunda bir kimlik etiketi sallanıyordu. "Ne oldu?" diye sordu.


               Yanına gidince iki büklüm olup dizlerime dayandım. Nefes nefese, "Kavga
               ettim,” dedim, "sanırım bıçaklandım.”


               Hemşire bana bir daha dönüp bakmadı. Yazmayı bitirip nöbetçilerden birine
               başıyla işaret etti. "Üzerini arayın.”

               İki asker silah var mı diye üzerimi ararken olduğum yerde durdum. Koluma veya
               karnıma dokunduklarında rolüm gereği inledim. Botlarımdaki bıçakları

               bulamadılar. Ama kemerime bağlı küçük para kesemi almayı ihmal etmediler.
               Bu hastaneye giriş bedeliydi bu. Tabii ki.

               Eğer ben de bölgede yaşayan o zengin çocuklardan biri olsaydım, herhangi bir
               ücret ödemeden hastaneye girebilirdim. Ya da yaşadığım yere ücretsiz doktor

               gönderirlerdi.

               Askerler hemşireye onay verince, hemşire girişi gösterdi. "Bekleme odası solda.
               Lütfen, oturun.”


               Ona teşekkür ettim ve kayan kapılara doğru sendeleyerek ilerledim. Ben
               yürürken Metias isimli adam beni izliyordu. Sabırla askerlerinden birini
               dinliyordu ama sanki alışkanlık edinmiş gibi yüzümü de incelediğini
               gördüm.,Ben de onun suratını aklıma kazıdım.


               Hastanenin içi hayaletimsi bir beyazdı. Solumda tıpkı hemşirenin söylediği gibi
   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31