Page 28 - Efsane
P. 28

geçirdim, boynuma kadar ilikleyip üstüne askılarımı taktım, Saçlarımı sıkı bir
               atkuyruğu yapıp gömleğimin içine soktum, böylece sıkıca sırtımda duracaktı.

               Sonunda eldivenlerimi giyip ağzımı ve burnumu kapatacak bir mendil bağladım.
               Eğer yakalanırsam hemen kaçmam gerekecekti. Böylelikle en azından yüzümü

               gizlemiş olurdum.

               İşimi tamamladığımda bıçaklarımdan birinin ucunu kullanarak tuvaletin
               havalandırma boşluğuna açılan kapağın vidalarını söktüm. Sonra askerin kimlik
               kartını çıkarıp kolyeme taktım ve havalandırma boşluğuna sürünerek girdim.


               Tüneldeki havanın kokusu bir garipti, yüzüme bağladığım mendile şükrettim.
               Milim milim ama olabildiğince hızla ilerliyordum. Tahminime göre alanın
               genişliği en fazla 60 santimetreydi. Her ilerleyişimde gözlerimi kapayıp kendime
               nefes almayı ve etrafımdaki metal duvarların üstüme gelmediğini hatırlatmam
               gerekiyordu. Uzağa gitmek zorunda değildim; bu boşluklardan hiçbiri üçüncü

               kata çıkmıyordu. Sadece hastanenin merdiven boşluklarından birine ulaşmam,
               birinci kattaki askerlerden uzaklaşmam gerekiyordu.

               İleri atıldım. Eden'ın yüzünü, John’un ve annemin ihtiyaç duyacakları ilacı ve
               içinden çizgi geçen o garip kırmızı X'î düşündüm.


               Birkaç dakika sonra tünelin sonuna vardım. Havalandırmadan bakıp ince
               çizgilerin arasından kıvrımlı bir merdiven boşluğunun bazı kısımlarını gördüm.
               Zemin kusursuz bir beyazdı, neredeyse güzel denebilirdi ve -en önemlisi de-
               boştu. İçimden üçe kadar saydım, kollarımı olabildiği kadar arkaya alıp kapağı

               güçlü bir şekilde ittim. Kapak düştü. Merdiven boşluğunu görebiliyordum,
               yüksek alçı duvarları ve küçük pencereleri olan geniş silindir bir boşluktu.
               Devasa merdivenlerin olduğu bir spiral.

               Artık gizlenmeden, maksimum hızda hareket ediyordum. Koş. Boşluktan

               sıkışarak çıktım ve basamaklardan yukarı fırladım. Yarısına geldiğimde,
               tırabzandan tutarak kendimi bir sonraki kıvrıma fırlattım. Güvenlik kameraları
               bana odaklanmış olmalıydı. Her an alarmlar ötmeye başlayabilirdi. İkinci kat,
               üçüncü kat... Zamanım azalıyordu. Üçüncü katın kapısına yaklaşırken
               kolyemden kimlik kartını koparıp kapıdaki okuyucuya tutacak kadar
               duraksadım. Güvenlik kameraları merdiven boşluğunu kilitlemeye yetecek kadar
               sürede alarmı harekete geçirmediler. Kapı kolundan klik sesi geldi, içerideydim.

               Kapıyı savurup açtım.
   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33