Page 10 - Türk Yurdu 387. sayı Kasım 2019(web için-kapaklı)
P. 10
karşıtlığında birleştiriyor. Pek az konuda bir araya gelebilen Cumhuriyetçilerle Demokratlar, liberallerle
Evanjelikler bizi artık nefret objesi olarak görüyorlar.
Buna karşılık etkili bir kamu diplomasisi yürütemediğimiz ortada. Yurt dışındaki diplomatlarımız, tem-
silcilerimiz, müşavirlerimiz çoğunlukla sosyal ilişkiler, temaslar kurmakta yetersiz kalıyorlar. Meslek kuru-
luşlarımız, büyük sermaye kesimi, STK’ler ve üniversitelerimiz içeride politika yapmaktan, siyasi güce ya-
kın olmaya çalışmaktan zaman bulup dışarıda, özellikle Amerika’da tezlerimizi anlatacak gerekli girişimleri
yapamıyorlar.
Ermeni lobisi bıkıp usanmadan kırk yıldır Amerikan Kongresinden bu tasarıyı geçirmeye çalışıyor. Ama
yakın zamana kadar Washington’da değişik çevrelerde “dostlarımız” da vardı. Mesela 1985’te tasarı Mec-
lis’e geldiğinde aralarında Bernard Levis, Stanford Shaw, Jastin McCarty, Heath Lowry gibi dünya çapın-
da tanınan isimlerin de olduğu 69 akademisyen bir bildiri yayınlayarak Ermeni iddialarının asılsızlığını,
Amerikan kamuoyuna anlatmışlardı. 1990’da Senatör Robert Byrd tasarı görüşülürken kürsüden 14 saat
konuşarak aleyhimize karar alınmasını engellemişti.
ABD ile başta PKK/YPG sorunu olmak üzere Kıbrıs, Doğu Akdeniz gibi temel meselelerde çıkarlarımız,
hedeflerimiz çelişiyor. Bunlarda son Beştepe Mutabakatı’nda olduğu gibi “ara formüller” bulmak mümkün
olsa da kalıcı uzlaşmalar sağlanması çok zor görünüyor. Bu gerçeklerin bilinci içerisinde, duygularımızı
bir kenara koyarak rasyonel politikalar izlemek zorundayız. Türkiye-ABD ilişkilerinin kopmasını en fazla
isteyenlerin, hatta bunun için çalışanların İsrail, Kürtler, Ermeniler ve Rumlar olması rastlantı değil. Bunların
her biri, Türkiye’yi alt edebilmek için ABD’yi taşeron olarak kullanmak istiyor. Bu oyuna gelmemek için
diplomatik kanalları başarıyla kullanmalı, inisiyatifi sürekli elimizde tutmalıyız.
Ermeniler, Washington’da iddialarını destekleyen bir karar çıkardıkları takdirde yargı yolunu kullan-
maya hazırlanıyorlar; tehcir edilerek mal ve mülklerine el konulduğu iddiasıyla tazminat davaları açmayı
planlıyorlar. Bunu başarmaları durumunda, altından kalkamayacağımız muazzam sorunlarla karşı karşıya
kalabiliriz.
Diğer yandan Barış Harekâtı öne sürülerek Meclis’ten geçirilen “yaptırımlar” ve bununla da yetinil-
meyerek CAATSA Yasası’nın da uygulanmaya konulmak istenmesi, Washington’da birilerinin Türkiye’ye
tam anlamıyla bir “soğuk savaş”a hazırlandıklarını gösteriyor. Bu komplolardan kurtulmak için vakit ge-
çirmeden kapsamlı ve çok yönlü girişimlere başlamalıyız. ABD karşısında yalnız kalmamak için sadece
Rusya’ya güvenemeyiz. Avrupa ülkeleriyle, başta Almanya olmak üzere daha sıcak ilişkiler kurmalıyız.
Batı kamuoyunda, biz kabul etmesek de hukuk, yargı ve demokrasi karnemiz bozuk. İmajımızı hem kendi
ihtiyaçlarımız hem de dışarıdaki itibarımız açısından bir an önce düzeltecek adımları atmalıyız. Son yargı
reformu yasasıyla bunun olacağına inanırsak kendimizi kandırmış oluruz. Çünkü bu yasanın bazı usul ve
teknik yenilikler getirmiş olmasının dışında esasa ilişkin bir özelliği yok.
Bütün bunlara rağmen diplomatik kanalları verimli şekilde çalıştırarak, “yumuşak güç” yöntemini kul-
lanarak üzerimize kurgulanan oyunu bozabiliriz. Türkiye, Barış Pınarı Harekâtı ile “sert güç” yöntemini
başarıyla uyguladı. İtilip kakılacak, sıradan bir Orta Doğu ülkesi olmadığını gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdo-
ğan’ın 13 Kasım’da ABD’ye gidip gitmemesi, önümüzdeki günlerde Washington’dan alınacak sinyallere
bağlı görünüyor. Karar hangi yönde olursa olsun bu tavır, yeni bir diplomatik atak başlatılması anlamına
gelecektir.
Şerlinin şerrinden kurtulmak, müttefik sayıp desteklediği piyonlarının girişimlerini durdurmak, inisiyatifi
elimizde bulundurmak için bu ataklar yapılmalıdır.
8
SAYI 387 • KASIM 2019